Basın Kulübü ve Yavuz'un yeni Uslubu.

Yaklaşık 1 yıldan uzun bir zamandır gazeteci arkadaşlarımızla Basın Kulübü Programını yapıyoruz.


Sezai Matur, Güven Hasbaş ve Oktay Sarı ile şehir gündemini yorumluyoruz.


Programın en sevdiğim yanı özgürlüğü.


Gerek Sezai Abi, gerekse Güven zaman zaman çok sert eleştirilerde bulunuyorlar.


Dün, ben her şeyden habersiz canlı yayında yine gündemi konuşurken, Stüdyonun kapısı çaldı.


İçimden, 'Bu saatte kim geldi' 'derken.


Çat kapı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz geldi.


Açıkçası, bizim Oktay Sarı'dan başka kimsenin böyle bir şey olacağından haberi yoktu.


Hoş, böyle olması daha güzel oldu.


Spontane bir program yaşadık.


Hem de soruların, al gülüm ver gülüm olmadığı bir program.


AK Partiye en muhalif bir kişinin bile, 'Şunu da sormadınız' 'diyemeyeceği bir program.


Zaten Sezai abide Güven'de sivri dilli ve sert kalemlerdir.


Dertleri de Sakarya'dır.


Yaklaşık,2.5 saat. Biz sorduk, Yavuz cevapladı.


Zaman zaman tansiyon yükseldi.


Ama en güzeli her sorunun sorulduğu ama saygının kaybedilmediği bir program.


Dikkatimi çeken, Yavuz, siyasi söylemlerini savunurken, olabildiğince sakin kalıyor.


Bunda konulara en ince detayına kadar vakıf olmasının rolü büyük.


Şurası bir gerçek ki, yeni bir üsluba bürünmüş.


Bunu yayıncılık anlamında ifade ediyorum.


Kendinden emin.


Ses tonunu doğru ayarlayan. Sakin kalmayı başaran, ifadeleri ile antipatik olmayıp aksine düşündüren bir üslup.


Karşı fikre saygılı, elindeki verilerle, eleştirilere cevap veren, kendine güvenli bir vücut dili.


Açıkçası, Yavuz yayıncılıkta bir politikacı olarak çıtayı yükseltmiş.


Dünkü, programda rastlantı eseri stüdyoda bulunan ve siyasette çok alakası olmayan abim Sabri Ugan bile sıkılmadan izledi


Hepimizi ortak derdi Sakarya


Bu şehir güzel hizmetler alsın çabasındayız.


Basın Kulübü olarak köprü görevini yapabiliyorsak ne mutlu bize.