Zeki Toçoğlu’nun Cevabı

23 Mayıs 2019 Perşembe, 17:13

Bilal Hoşgör yazdı…

Geçtiğimiz günlerde eski bir arkadaşımla görüştüm. Kendisi uzun yıllar Sakarya’da yaşamıştı.
Uzun bir süre Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nde görev yaptıktan sonra yaklaşık 2 sene önce Sakarya’dan ayrılmak zorunda kalıp farklı bir şehre göç etmek durumunda kalmıştı.
Ara ara Sakarya’ya geliyor. Ve her geldiğinde de kendisiyle oturup dertleşiriz.

Son gelişinde yine buluştuk. Havadan sudan, yaşadığı şehirden bahsederken konu gitti geldi yine Sakarya’ya. Sakarya’ya çok alıştığından, buraları çok sevdiğinden, Türkiye’nin en iyi yaşanacak şehirlerinden biri olduğundan söz etti. Bana da; “Bu şehrin kıymetini bilin. İçinde yaşarken bazen eleştiriyorsunuz ama dışarı çıkınca bu şehrin önemini anlıyorsunuz. Trafik sorunu yok. En önemlisi çeşmeden su içiyorsunuz. Bu ne kadar kıymetli bir bilsen” diye takıldı.

Açık söylemek gerekirse bende şehrimi seviyorum. Eleştirilecek yanı yok mu tabi ki var.
Hatta bizim işimiz ne, eleştirmek. Kötü niyetli olmadıktan sonra, şehrin iyiliği için neden eleştiri yapmaktan kaçınalım ki?

Bu şehri sevmek bu şehre karşı görevlerimizi yerine getirmektir. Eksiklerin giderilmesi için çalışma yapmaktır. Bunun için de eleştiri en doğal hakkımızdır.

Ve bu hakkı kullanmak da hem şehrin hem de bizlerin daha iyi günlere kavuşmasını temin edecektir. Hepimiz sorumlu vatandaşlık görevi gereğince eleştiri hakkımızı sonuna kadar kullanmak zorundayız.

Bu arada, dostumla yaptığım görüşmede çok hoşuma giden bir detayı da sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sakarya Büyükşehir Belediyesinde görev yaptığı dönemde Başkan Zeki Toçoğlu ile yaptığı bir görüşmeye dair anektodu sizlerle paylaşmak istiyorum: “Bir gün kendi dairemizin işiyle ilgili belediye başkanımızın makamına çıktık. Girdik içeri, Başkan Toçoğlu çok esprili bir şekilde buyurun efendim size nasıl yardımcı olabilirim dedi. Bizde estağfurullah başkanım bir konu vardı, o konu hakkında bilgi verecektik dedik. Neyse konuyu kısaca anlattık ve o anda Zeki Toçoğlu’nun bize verdiği cevabı asla unutamıyorum:

“Arkadaşlar ben size güvendim. daire başkanı, müdür olarak atadım. Bu konuyu bana soracaksınız siz neden o koltukta oturuyorsunuz? Ben güvendiğim, ehliyet sahibi adama koltuk teslim ederim. Koltuk teslim ettiğim adamın kararına da güvenirim. Bu yüzden o koltukta siz oturuyorsanız kararı da siz vereceksiniz. Ben de sizin aldığınız kararın arkasında duracağım. Her şeyi bana sormanız gerekmiyor. Siz de kendinize güvenin, vatandaşın hakkını gözeterek doğru kararlar alın. Emin olun o zaman daha iyi yönetici olacaksınız. Sorumluluk almanın insanı geliştiren bir yanı vardır. Her şeyi benim bilmem gerekmiyor.”

Harika bir diyalog. Başkan Toçoğlu’nu bu tutumundan ötürü kutlamak gerekiyor. Toçoğlu’nun bu yaklaşımı son derece modern bir yönetim anlayışını gösteriyor. Genç yöneticilerin buradan çıkaracağı çok ders var…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz