Sakarya’yı betona ve gökdelene teslim edemeyiz

31 Ekim 2018 Çarşamba, 02:05

Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, Raif Ugan’ın sorularını yanıtladı. Başkan Toçoğlu, “Şehircilik tasavvurumuzda insanı ezen yapıları çok makbul görünmez. İnsanlar gökyüzünü görebilmeli. Toprakla bağını güçlendirmeli. Yeşili, ağacı yetiştirebilmeli. Hayat betonda değil, doğadadır. Biz neden betondan yana olalım? Betonun ihtiyaç olduğu yer vardır, kullanılır. Ama Sakarya’yı betona ve gökdelene teslim edemeyiz.”

Yerel seçimlere az bir zaman kaldı ve süreç devam ediyor, adaylık şansınızı nasıl görüyorsunuz?

Daha öncede pek çok kez ifade ettim. İnsanlar başkalarıyla ilgili konularda adalet vurgusu yaparlar. Ancak önemli kendinizle ilgili durumlarda adil kalabilmektir. Siyasette de durum tam olarak böyle. Sürekli ilkeli olmaktan bahsediyoruz. Siyasette ilkeli kalmanın altını çiziyoruz. İşte şimdi sınavımız var. Bizim için çok heyecanlı bir süreç ama yine ilkelerimizden taviz vermeden bu süreci yöneteceğiz inşallah. Arkadaşlarıma da söylüyorum; biz millete hizmet etmek için bu makamlara geldik. Bizim gündemimizde olan tek şey şehrimize hizmet etmektir. Adaylık konusuna gelince benim bu konuda bir görüş bildirmem pek uygun olmaz. Buna karar verecek olan hemşehrilerimiz ve Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Adaylık ise nasip.

Farklı isimlerin Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olması bekleniyor. Bu süreç ikili ilişkilere olumsuz yansır mı?

Benim bir yere aday olmam ne kadar hakkımsa bu görevi layıkıyla yapabilecek arkadaşlarımın, kardeşlerimin bu makamlara talip olması da o kadar hakkıdır. Burada kimseye küskünlük, kırgınlık söz konusu olamaz. Önemli olan tüm bu süreçleri centilmence, saygı, sevgi çerçevesinde sürdürmektir. Hayat bana şunu öğretti; eğer siz iyi niyetli olursanız Allah yardım eder. Buna göre hareket etmekte fayda var. Her zaman kendinize yakışanı yapmanız gerekir. Bir şeye talip olmak, istemek bunlar normal insani duygulardır. Ama daha değerli olan istediğiniz şeyi elde ederken de usule uygun davranmaktır. Gerisi çok da önemli değil.

Mevcut başkanlığınız süresince tamamlamadığınız projeler var mı?

Aslında şöyle; 2014 yılındaki seçim vaatlerimize baktığımız zaman, neredeyse 2-3 katından fazlasını hayata geçirmişiz. Vaatlerimiz arasındaki bazı projeleri revize edip, yeni projeleri halkımızın hizmetine sunmuşuz. Uzun Çarşı, Bisiklet Adası, 20 yeni köprü, yeni bölge hali, kadınlar için sosyal tesisler, medeniyet bulvar, tarihi yapıların restorasyonu, yaşlı destek merkezi, şehitler ve gaziler derneği binası, Yenikent’e yüzme havuzu, Millet bahçesi, Yavuz Selim Bulvarı, yeni duble yollar, Topça katkı kavşak,Hendek yaşam merkezi, Akyazı ve Karasu SGM, Arifiye Park, Akyazı spor tesisleri ve daha onlarca hizmet 2014 vaatlerimiz arasında yer almıyordu. Biz vaatlerimizden daha fazlasını yaptık.

Sizce şehre en çok katkı sağlayan çalışmanız ne?

Bazen çok küçük gibi gözüken bir projenin bir şehir için ne kadar büyük bir anlam ifade ettiğini bilen biriyim. Hizmetler arasında bir hiyerarşi oluşturmak çok doğru olmayabilir. Ancak bizim şehrimizin özel bir durumu olduğunu için bazı noktaların altını çizmekte yarar var. Sakarya bir deprem bölgesi. Neredeyse her 30 yılda bir şehrimiz sarsılıyor. Canlarımız kaybediyoruz. Biz buna seyirci mi kalacağız? Allah bir akıl vermiş, bize de düşen bu aklı kullanmak. Bizler sorumluluk makamındaki insanlarız. bu nedenle hem şehir güvenliği hem de estetik kaygılarla hareket edip, yatay mimarinin Sakarya’da benimsenmesini çok önemli görüyorum. Bu konuda çok baskı gördük. Yer yer ağır eleştirilere maruz kaldık. Ama yatay mimariden asla taviz vermedik. Aynı şekilde altyapı ve buna bağlı olarak çevre yatırımları. Sakarya biliyorsunuz bir su şehri. Gölümüz, nehrimiz, denizimiz, derelerimiz mevcut. Bunları korumak zorundaydık. Atıksu arıtma tesisleri, kolektörler, kanalizasyon hatları… Evse atıkların enerjiye dönüştürüleceği SEKAY. Bunlar hepsi modern şehirciliğin olmazsa olmazlarıdır. Dünyanın hangi gelişmiş ülkesine giderseniz şehircilik açısından öncelikle bunlar karşınıza çıkar. Ve hamdolsun bugün Sakarya Uluslararası standartları yakalamış durumda.

Tüm baskılara rağmen kararlı bir şekilde yatay mimariden bahsediyorsunuz. Sakarya’nın yatay mimari konusundaki tavrı ulusalda da gündeme geldi. Sizin için neden bu kadar önemli?

Yatay mimari konusunda geçmişte bazı çevreler ayak diretmiş olabilir. Ancak şunu unutmamalıyız ki, bugün hamdolsun şehrin farklı noktalarında ortaya çıkan yapılar bu konuda ne kadar haklı olduğumuzu gösteriyor. Her zaman ifade ediyoruz, yüksek kat demek gelişmişlik demek değildir. Biz insanı merkeze alan bir belediyeciliği savunuyoruz. Bizim şehircilik tasavvurumuzda insanı ezen yapıları çok makbul görmüyoruz. İnsanlar gökyüzünü görebilmeli. Toprakla bağını güçlendirmeli. Yeşili, ağacı yetiştirebilmeli. Hayat betonda değil doğadadır. Siz hiçbir sanatçının, düşünürün, estetik yanı olan bir kimsenin beton hakkında şiir yazdığını, betonu övdüğünü gördünüz mü? Biz neden betondan yana olalım. Betonun ihtiyaç olduğu yer vardır kullanılır. Ama şehri betona, gökdelene teslim edemeyiz.

Muhalif çevreler sizi yeterince çarşıda gözükmüyor şeklinde eleştiriyor. Gerçekten de yeterince çarşıya pazara çıkıp gezmiyor musunuz?

Bunu bende duyuyorum. Birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız da bu tarz eleştiriler geldiğini bana iletiyorlar. Bunları saygıyla karşılıyorum. Ama bu eleştirileri yapan kardeşlerime şunu da hatırlatmak isterim; Sakarya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı 16 ilçe var. Ve ben bu ilçelerin, mahallelerin tamamından sorumluyum. Kar yağdı. Kocaali’den Taraklı’ya seferberlik ilan ettik. Her yeri tek tek gezdik. Yolların durumu nedir diye. Benim sadece Orhan Cami, Uzun Çarşı, Çark Caddesi, Dar Sokak çevresinde bulunmam söz konusu değil. Sabah erkenden evden çıkıyor gece geç saatlere kadar sahadayız. Karasu’ya, Pamukova’ya, Hendek’e, Sapanca’ya, Kaynarca’ya da gitmek durumundayım. Bunun yanında belediyedeki randevular oluyor. Yönetmemiz gereken işler, Ankara’da takip ettiğimiz çalışmalar var. Sürekli çarşıda dolaşacak vakit olmuyor. Akyazı’ya, Söğütlü’ye de gidip eksikleri, hizmetleri değerlendirmem gerekiyor.

Genelde hep Kocaeli ile mukayese ediliyoruz ama bütçelerimiz arasında dağlar kadar fark var. Siz bu konuda dertte yanmıyorsunuz

Takdir edersiniz ki biz dert yanacak durumda değiliz. Görevimiz gereği çözüm bulmak zorundayız. Maalesef bu kdv meselesinden ötürü çok ciddi bir kaybımız var. Bunun giderilmesi için bir yandan biz diğer yandan vekillerimiz çalışıyoruz. Dediğim gibi kaybımız var ama üretecek mazeretimiz yok. Biz her şeye rağmen, hamdolsun bugün Türkiye’de parmakla gösterilen bir şehir haline geldik. Şehircilik perspektifinde bırakın geride kalmayı biz en zirvedeki belediyeler arasında yer alıyoruz. TÜİK verilerine göre Türkiye’nin en yaşanabilir şehirleri arasında ikinci sırada yer aldık.  Sosyal politikalar alanında Türlkiye üçüncüsü olduk. Birçok şehirde çeşmeden su içilmiyor. Yağmursuyu hatları yeni yapılıyor. Hamdolsun biz bu alanda da Türkiye’ye örnek durumdayız. Bizim kompleks yapacağımız hiçbir şey yok. Kendimize ve kentimize güveniyoruz. Rakamlar ortada. Dev bütçelerimiz yok, ama iş yapmayı, proje üretmeyi, bütçeyi kontrollü yönetmeyi, bilen ayakları yere sağlam basan bir ekibimiz var. Bugün Sakarya Büyükşehir Belediyesi’ndeki kadro emin olun birçok kurumun ilerisindedir.

Bunu biraz açar mısınız?

Memnuniyetle. Biz SASKİ ile birlikte yaklaşık 3 bin 104kişilik çalışma ekibine sahibiz. Göreve geldiğimiz günden bu yana üniversiteli oranını yükselttik. Kendi alanında çok başarılı bir ekibe sahibiz. Belediyede şu anda üniversite mezunlarının yanı sıra, yüksek lisans ve doktora yapan arkadaşlarımız var. Teknik ekibi güçlendirdik. Yurtdışında eğitim alan gencecik arkadaşlarımız mevcut. Ekibi gençleştirdik. Çok kaliteli bir kadroya sahibiz. Dışardan gelen birçok misafir bizim ekiple tanıştığında bunu takdir ediyor.

Raylı sistem konusunda eleştiriler de var. Raylı sisteme karşı mısınız?

Çağımızda en çok tercih edilen toplu taşıma araçlarından en önemlisi şüphesiz raylı sistemlerdir. Benim böyle bir şeye karşı olmam mümkün olabilir mi? Ancak burada bir potansiyelin oluşması gerekiyor. Milletimizin vergileriyle kilometresi 5 milyon euroyu bulan bir yatırımı boş gidip gelmesi için mi yapacağız? Ulaşım konusu masamızın hep üzerinde. Gerekli fizibiliteleri yapıyoruz. Arkadaşlarımızla görüşüyoruz. Biz göreve ilk başladığımızda da ulaşıma bütüncül bir yaklaşım getirdik. Master planımızı hazırladık. Yeni duble yollar, kavşaklar, köprü çalışmalarını hayata geçirdik. Otobüs filomuzu her geçen gün daha da güçlendirdik. Dediğim gibi bu konu şu andada bizim masamızda duruyor. Üzerine çalışıyoruz. İnşallah ulaşımın standardını yükseltecek çalışmalarımız olacak.

Trenin gara gelmemesi çok konuşuldu. Siz mi karşısınız?

Maalesef bazen buna benzer şeylerle Böyle bir şeye ben neden karşı olayım? Avrupa’ya bakalım trenler şehir merkezine kadar geliyor. Ama nasıl? Ya yerin altından ya üstünden. Hiçbir yerde şehri ikiye bölen bir düzen yok. TCDD bir yönetmelik çıkardı ve bariyer sistemini kaldırdı. Kaldırılan yerlere ya üst geçit yapıyorlar ya da geçitleri kapatıyorlar. Bize de 2. geçit ve Donatım Geçidini kapatalım, 1. geçide de bir üst geçit yapalım. Geçitler kapanırsa şehir merkezinde oluşacak trafiği nasıl yöneteceksiniz? Biz trenin ilk baştan bu yana yer altına alınmasını önerdik ama maliyeti nedeniyle olmadı. Benim karşı olduğum bir durum söz konusu değil.

Yerin altına ciddi anlamda yatırım yaptınız. Bunlar görülmeyen hizmetler. Acaba yerin altına bu kadar proje yapmak doğru muydu diye hiç aklınızdan geçiyor mu?

Asla. Çok şükür bu süreçte pişman olduğum bir çalışmanın içerisinde yer almadım. Evet bir riskti ama bunu göze almamız gerekiyordu. Hamdolsun da başarılı olduk. Bugün Sapanca Gölü’nden alınan suyun Erenler’de, Serdivan’da musluklara ulaşana kadar yüzde 78’inin toprağa karışmasını vicdanımıza nasıl izah edebilirdik? Kayıp kaçak oranlarının bu kadar yüksek olmasına rıza gösteremezdik. Başımızı yastığımıza rahat bir şekilde koyabilir miydik? Su kaynaklarımıza atık karışımına nasıl göz yumabilirdik? Allah’ın bize emaneti olan doğaya ihanet nasıl edebilirdik? İşte biz bunların hiçbirine müsaade etmedik. Hamdolsun bugün Sakarya’da su çeşmeden içiliyor. Karadeniz sahillerinde Mavi bayrak dalgalanıyor. Nehrimize, gölümüze, denizlerimize atık karışmıyor. Evde sularımız kesilmiyor. Siz söyleyin; neden pişman olayım? Sakarya nehrine kirliliğin bulaşmasına engel olmasaydık pişman olurdum. Sapanca gölünü koruma altına almasaydık, Karadeniz’e kanalizasyon bulaşmasına engel olmasaydık pişman olurdum.

Milletvekilleri, il başkanı ve teşkilatlarla aranız nasıl?

Allah’a hamdolsun bu konuda hiçbir sorunumuz yok. Milletvekillerimizle, genel başkan yardımız ve il başkanımızla gayet uyumluyuz. Biz birçok konuyu kendileriyle görüşürüz. Kendilerinden bazen destek bazen de akıl alırız. Onların fikrini önemseriz. Milletvekillerimiz, genel başkan yardımcımız, il başkanımız sürekli sahadalar. Mesela Genel Başkan Yardımcımız Ali İhsan bey beni arar, şurada şöyle bir sorun var der, hemen ilgileniriz. Bir proje yaparken teknik yanı çok güçlü olan Recep Uncuoğlu vekilimizden mutlaka görüş alırız. Ankara’daki işlerimizle ilgili Çiğdem hanımdan destek alırız. Kısa bir süre önce vekil olan Kenan Sofuoğlu birçok konuda bize yardımcı oldu. İl Başkanımızla sık sık bir araya gelir görüşürüz. Aynı şekilde kadın ve gençlik kollarımızla, teşkilat üyelerimizle. Biz 12 eylülden 28 şubata, 27 nisandan 15 temmuza birçok badireleri görmüş, yaşamış, atlatmış insanlarız.

Biz kardeşlik şuuruyla hareket ediyoruz. Kardeşlik hukukundan asla taviz vermiyoruz.

Sakaryaspor ve Adatıp Basket. Hep siz vardınız. Sizce şehrin iş adamları spor kulüplerini yalnız mı bıraktı?

Biz gerek Sakaryaspor’a gerekse basketbol takımımıza destek verdik ve elimizden geldiğince destek olmaya da devam edeceğiz. Bu konuda dönem dönem iş dünyamızdan da bazı destekler sağlandığını görmek bizi mutlu etti. Ancak yeterli mi, tabi ki daha fazla destek olabilirdi. Ama yapacak bir şey yok. Her fırsatta söylüyorum, şehir yönetmek sadece altyapı ile, ulaşımla ilgili bir şey değil. Bir şehrin sosyolojisini de yönetmeniz gerekir. Bu şehirdeki yaşlıların, kadınların, engellilerin, gençlerin, çocukların da ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalısınız. Bu açıdan değerlendirdiğimiz zaman Sakaryaspor ve Büyükşehir Basket’in ne denli önemli olduğunu daha iyi anlıyoruz. Bu açıdan biz destek vermeye devam edeceğiz. İnşallah farklı kesimlerde iki takımımıza da destek sağlarlar. Sakaryaspor’umuz şampiyonluk mücadelesi veriyor. Basketbol takımımız hem Avrupa’da hem ligde mücadele ediyor. Biliyorsunuz Büyükşehir Bisiklet Takımımız kıtalararası yarışlara katılma statüsü kazandı. Bunlar hep maliyet gerektiren konular. Maalesef takımlarımıza destek konusunda ciddi eksiklikler yaşıyoruz. Ama her şeye rağmen takımlarımızın yanındayız ve başarılarına odaklanmış durumdayız.

Burası önemli bir nokta. Şehrin sosyolojisi dediniz. Buradaki kastınız tam olarak nedir?

Bakın şehir dediğimiz zaman canlı bir yapıdan söz ediyoruz. Yerinde duran, ihtiyaçları belirlenmiş, tek tip, durağan bir yapıdan bahsetmiyoruz. Şehir dediğinizde aynı zamanda insandan bahsetmiş oluyorsunuz. İnsanın nasıl ihtiyaçları varsa şehrin de bu tarz ihtiyaçları olur. Yani istihdamdan, spor yapılacak alanlardan, huzurdan, kültür ve sanattan, temiz havadan, içmesuyundan, dengeden söz ediyorum. Bir insana nasıl zorla bir şey yaptıramazsınız işte şehir de öyledir. Şehre ait olmayan bir şeyi zorla o şehre monte edemezsiniz. Eğer bu yola başvurursanız o şehrin varlığına kastetmiş olursunuz.

Başkanım, aslında konunun geldiği nokta çok ilgi çekici. Burada konuşulması gereken birçok şey daha var. Önemli bir yerde bıraktık. İnşallah gelecek sefere bunun üzerine daha fazla konuşuruz.

İnşallah. Bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Tüm hemşerilerime saygılarımı sunuyorum.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz