Bir kongre üyesinin gözünden Sakaryaspor Kongresi

10 Temmuz 2019 Çarşamba, 21:08

Sakaryaspor Kongresi üyesi İlker Yıldıs Perşembe günü yapılacak olan Sakaryaspor Kongresi öncesi Sakarya’dan Taraf okuyucuları için bir yazı kaleme aldı. İşte o yası..

Kongre Üyesi Gözüyle Sakaryaspor Olağanüstü Kongresi Öncesi Düşünceler

Geçtiğimiz ay (17.06.1965) Sakaryaspor’umuzun kuruluşunun yıldönümüydü. Bu münasebetle, kulübümüzün kurucusu olan rahmetli Ethem Boran başta olmak üzere, bugüne kadar görev yapmış olan bütün kulüp başkanlarımıza, kulüp yöneticilerimize, görev almış teknik heyetlerimize, formamızı gururla terletmiş futbolcularımıza, bütün çalışanlarımıza ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunarım. Sakaryaspor’umuzda görev almış ve kulübü var kılma adına göstermiş oldukları özverili çalışma ve gayretlerden dolayı, sonuç ne olursa olsun hepsini saygı ve minnetle anıyorum.

11 Temmuz 2019 Perşembe günü bir aksilik olmazsa, Sakaryaspor’umuzun daha iyi olması adına, yeni yönetimimizi seçeceğiz. Ancak neden olağanüstü kongre kararı alındığını ve neden bu durumda olduğumuzu da sormamız gerekiyor?

Ülkemizdeki çoğu spor kulübümüzde sadece transfere yoğunlaşmak, yöneticilik olarak algılanır oldu. Bu anlayış aslında yüzlerce yapılması gereken çalışmanın sadece ve sadece çok küçük bir parçası ve aynı zamanda da en kolay olan kısmıdır. Spor kulüplerimizin borçlarının çoğu, futbolcu transfer giderleri ve bu futbolcularla yapılan yüksek meblağlı sözleşmelerden kaynaklı bütçe açığıdır. Bizimde kulüp olarak çoğunlukla aynı sorundan muzdarip olduğumuz da bir gerçektir. İşte bizim ve aslında ülkemizdeki bütün kulüplerin yapması gerekenler, “taşıma suyuyla değirmen döndürme” alışkanlığı ve kolaycılığını bırakıp, altyapıya yani öz kaynaklarımıza dönmektir. Bu dönüş, aynı zamanda düşünsel bir çabayı da gerektirir. Her kongre döneminde sadece maddi olanakları ön plana çıkarmak, kulüp olarak sadece kısa vadeli hedeflere odaklandığımızı düşündürmektedir. Oysa, resmi sitemizde de yer alan “kulüp ilkelerimiz”e baktığımızda; “kısa ve uzun vadeli planlarla geleceği yapılandırmaya çaba harcayan ekipler oluşturmak, UEFA Mali Fair Play kriterlerine uymak için tüm yapılanmayı hayata geçirmek, insana yatırım yapmak, Sakaryaspor Kulübünün vazgeçilmez değerleridir” şeklinde çok güzel hedeflere yer verildiğini görüyoruz.

Çocuklarımıza, Şehir Kültürü ve Spor Kültürü Bilinci Kazandırmalıyız

Öncelikle altyapı çalışmalarını bir sosyal sorumluluk projesi olarak görmeli ve hemen her Sakaryalı çocuğumuza çeşitli vesilelerle ulaşılıp (ilçe ilçe gezerek) onları Sakaryaspor’umuzun içine çekerek, sporla tanıştırmaya çalışmalıyız. Bu çocuklar arasından belki de yüzde biri hatta binde biri ancak futbolcu olma potansiyeline sahiptir. Futbol eğitimi alan bu çocuklarımıza futbolcu gözüyle bakmaktan önce, Sakarya’mızın ve ülkemizin bir evladı gözüyle bakmalıyız. Futbolcu olma potansiyeline sahip çocuklarımızı keşfetmek, altyapı çalışmalarımızın belki de en son hedefi olmalıdır. Biz çocuklarımıza kendi şehrini ve kendi şehrinin spor kulübünü tanıtarak, bir şehir kültürü ve spor kültürü şuuru kazandırmayı öncelikli hedef olarak belirlemeliyiz. Bu aidiyet bilinci sadece spor alanında değil; sanat, edebiyat ve diğer bütün alanlara sirayet edecek bir multidisipliner bakış açısını da beraberinde getirecektir. Gençlerimiz böylece her çalışmalarında şehri temsil etmenin sorumluluğu ve bilinciyle hareket edip, çok daha nitelikli eserler ortaya koyacaklardır.

Bu şehrin çocuklarını, Sakarya şehrimize ve Sakarya’mızın gözbebeği olan kulübümüze, hem aklı hem de duyguları ile bağlı ve sahip çıkar konuma getirmeliyiz. Bu da ancak ve ancak, bu çocuklarımıza gerekli olan değeri vererek sağlanılacaktır. Dünün çocukları, yarının yetişkinleri olacaklar ve her biri zamanı gelince kendi çapında şehrine katkı sunmaya başlayacaktır. Bulunduğu mekânın kıymetini bilenler, bulunduğu zamanında kıymetini bilecek kadar yüksek enerjili bir ruha sahip olacaklardır. Bu topyekûn hareketlenme, kuvveden fiiliyata geçişin en mühim itici gücü olacaktır.

Hepimiz çocukluğumuzu bir an gözümüzün önüne getirirsek, anılarımızda en çok yer eden duygularımızın başında, muhakkak kendimizi özdeşleştirdiğimiz bir futbolcu veya bir sporcunun olduğunu göreceğiz. Bizler, aslında çocukluğumuzda gerçekleştirmek istediğimiz hayalleri yaşama adına ve şimdiki çocuklara bu hayalleri yaşatma adına, bu kulübün yönetimine talip olduğumuzun bilincinde olmalıyız.

Bizler bir yönümüzle de olsa şu an hala çocuğuz. Yetişkin olarak şunun farkında olmalıyız ki, artık sadece kendi hayallerimizin peşinde koşamayız; bizleri, bir milyondan fazla Sakaryalının hayallerini gerçekleştirmenin ağır sorumlulukları da bekliyor. Bu nedenle de; küslüğe, çatışmaya, en iyisini ben bilirim demeye, egoları ön plana çıkarmaya artık hakkımız yok. Artık aklıselim olarak, taşıdığımız mesuliyetin ağırlığı ile tevazu göstermeli ve kimden gelirse gelsin her doğru düşünceye zihinlerimizi açık tutmayı başarmalıyız.

Kendin Olmak ve Güven Vermek

Sakarya’mızdaki firmalardan öncelikli olarak, Sakarya’daki halkımıza kapılarını açıp, istihdam olanakları sağlamasını bekleriz. Nasıl Sakarya’mızdaki firmalardan bu şekilde bir beklentimiz oluyorsa, benzer şekilde Sakaryaspor’umuzda kulüp olarak aynı önceliği benimseyip, bu şehrin çocuklarına öncelikli olarak kapılarını açmalı ve onlara istihdam olanakları sunmalıdır. Kısacası altyapımız (öz kaynaklarımız) bizim için en önemli öncelik olmalıdır.

Çoğunlukla yakınıyoruz, Sakarya’daki birçok firma neden Sakaryaspor’a gerekli desteği vermiyor diye. Ama farklı bir açıdan baktığımızda ise, son 10-15 yıldır Sakaryasporumuzda da bu şehrin çocuklarına yeterli düzeyde ilginin gösterildiğinden söz edemiyoruz. Bu firmaların Sakarya’dan para kazandığından bahsedebiliyorsak, o zaman öncelikle ilk adımı bizlerin atıp, Sakaryasporumuzun altyapı faaliyetlerini özlediğimiz hale getirmeyi el birliği ile sağlamalıyız. Ancak bu sayede şehrimizde yer alan büyük ölçekli firmalara (sanayi kuruluşlarına) sponsorluk konusunda söyleyecek sözümüz olabilir. Daha doğrusu, bu şekilde sponsorlara güven telkin edebiliriz.

Unutmamalıyız ki, eğer bizler kendi evlatlarımıza sahip çıkmaz, onlara imkânlar sunmaz, yetenekli olanları kulüp bünyesine dâhil etmez; kulüp bünyesine aldıklarımızı da ahlak, bilgi, akıl gibi her açıdan donanımlı hale getirmez, altyapımızda gelişimlerini tamamlayanların A takıma geçişini kolaylaştırmazsak, kimse kusuruma bakmasın, o zaman başkalarına sitem etmeye hakkımız da yoktur. Kendimize dönük eleştirilerde bulunmaz ve hatalarımızı görmemeye devam edersek, başkalarını eleştirmeye de pek hakkımız olacağını düşünmüyorum. Neden beklenilen düzeyde sponsor geliri bulamıyoruz diye (Türkiye’nin, otomobilde en çok ihracat yapan ve kâr elde eden şehriyiz) hayıflanmaya da hakkımız olmadığını düşünüyorum. Önce bizler bu şehre ve bu şehrin çocuklarına kıymet verdiğimizi göstereceğiz. Daha sonra da çeşitli organizasyonlar ile şehrimizin neredeyse her okulunda paneller düzenleyerek, Sakaryaspor sevgisinin küçücük kalplerde kalıcı olmasını sağlayacağız. Ancak bu tür bir bakış açısı geliştirdiğimiz zaman, uzun vadeli ve kalıcı bir Sakaryaspor kimliği inşa edebiliriz. Asıl mühim olan da “biz kimiz?” sorusuna verebilecek bir cevabımızın olması ve bir “kulüp kimliği”ne sahip olmamızdır.

Altyapıdaki Amaç…

Altyapıdaki amaç, kısa vadede maç ve kupa kazanmak değil, oyuncu kazanmak olmalıdır. “Sporcu yetiştirme merkezli eğitim” anlayışını, ancak bunun için yeterli donanım ve niteliğe sahip antrenörlerle gerçekleştirebiliriz. Aynı zamanda da, altyapıdan yetişen nitelikli sporcuların A takımda oynamalarını dört gözle bekleyen yönetici ve teknik adamlarla bir kültür inşa edebiliriz. İşte bu kültür inşası içinde dört-beş yıllık bir sabır gereklidir. Artık, “biz yarışmacı bir takımız ve taraftarımız bu kadar sabredemez” anlayışından ve kolaycılığından vazgeçmeliyiz. Eğer bizler gerektiği şekilde bunun açıklamasını herkesime yaparsak, bu bekleyiş için yeterli sabrın o kesimler tarafından gösterileceğinden de emin olabilirsiniz.

Unutmamalıyız ki bizim niteliğimiz, ortaya koyduğumuz çalışmaların niteliğiyle, yani yetiştirdiğimiz ve gelişimini sağladığımız sporcuların niteliği ile ölçülür.

Scout Sistemi

Futbolcu izleme yani scout ekibi çok önemlidir. Bunlar adeta kulübün bilgi bankalarıdırlar. Başta Sakarya’mızda yer alan bütün amatör kulüplerle işbirliği içerisinde olunup, gönüllü bir şekilde bu kulüplerimizin öncelikle Sakaryaspor’umuza sporcularını vermekten büyük mutluluk duymaları sağlanmalıdır. Bu aşamaya gelmeden önce de, bütün amatör kulüplerimize her türlü desteği de sağlamayı ihmal etmemeliyiz. Scout ekibimiz; Gelişim Ligleri, BAL, TFF 3. Lig, TFF 2. Lig, gurbetçi oyuncularımıza kadar çok geniş bir veri tabanı oluşturmalı ve buna ilave olarak da çok iyi bir iletişim ağına sahip olmalı. Hem yetiştirici hem de oyuncu bulma konusunda en iyi olmamız gerekiyor. Günümüz teknolojisinde bütün bunların, geçmişe göre çok ama çok daha kolay olduğunun bilinmeli. İyi bir scout ekibinin oluşturulması sayesinde, kulübümüzün maddi yönden önemli ölçüde rahatlatayacağı kesindir.

Futbolcu Göçünü Engellemeliyiz

Sakaryaspor altyapısında futbolcu yetişmiyor diyenlere ise bunu çürütecek birçok örnek verebiliriz. Son birkaç yılda tespit ettiğimiz filiz lisansı Sakarya’da bir kulüpte olup da başka kulüplerde futbol yaşantısına devam edip, Altyapı Milli Takımlarımıza kadar seçilme başarısı gösteren birçok Sakaryalı evladımız var. Peki, bu çocuklarımızı nasıl oldu da bizler göremiyoruz da başka kulüpler görebiliyor?

Bu çocuklarımızın Sakaryaspor’umuza kazandırılmasında bazı sorunlar yaşanmış olabilir. Ama ne olursa olsun bu çocuklarımızın; gerek velileri, gerek antrenörleri ve gerekse yetiştiren kulüp yöneticileri ile iyi ilişkiler kurularak bu sorunların üstesinden gelinebilir. Kurulacak bu iyi ilişkiler sonucunda kazanacak olan Sakaryaspor ve Türk futboludur.

Taraftar ve Sponsor Meselesi

Taraftar meselesi de işte bu uzun soluklu projeler sayesinde daha bir sağlam ve kalıcı hale gelecektir. Bu yol izlenildiğinde bir futbolcu kazanacağız diye kaybettiğimiz ve küstürdüğümüz yüzlerce çocuğumuzu da kazanmış olacağız. Yani kaybedeni olmayan bir kazan-kazan anlayışıdır bu. Bu sağlandığı müddetçe; ne kombine derdimiz, ne tribünlerin dolması, ne sponsor sorunumuz ne de TV geliri anlamında bir sorunumuz olur. Bu şekilde birçok taraftar da kazanılıp, kuvvetli bir şehir kültürü sağlanılacaktır. Aynı zamanda ileriye dönük olarak iş adamı, sanatçı, yönetici vs olabilecek bu çocuklarımıza Sakaryaspor’umuza sahip çıkma duygusu da verilmiş olacaktır. Bu kültür atmosferi içerisinde yetişmenin verdiği avantajla yapılan çalışmalara (uzun vadeli ve kalıcı çalışmalar) desteği devam ettirip, bir süreklilik sağlanması sayesinde kalıcı bir Sakaryaspor kurum kültürü sağlanılacaktır. Kültür oluşumunun, uzun ve bitimsiz bir süreci kapsadığını unutmamalıyız.

Çoğu kulübün gelir kaynaklarının önemli bir kısmını, çıkarttığı ürünler teşkil etmektedir. Kulüp olarak atkısından formasına, tişörtünden kırtasiye malzemelerine kadar her türlü ürünün en iyisini üretip, taraftarımıza bu ürünlerin en iyilerini sunmalıyız. Burada öncelikli amacımız kâr elde etmek değil, o ürünlerle birlikte Sakaryalıların kulübüne sahip çıkma hislerini arttırmayı düşünmek olmalıdır. Taraftarımızı sadece bir müşteri gibi görmemeliyiz. Stadımıza ve mağazamıza gelen taraftarımızı; adeta evimize gelen bir misafirimiz gibi ağırlamalı ve aidiyet sıcaklığı yaşatmalıyız. Siz bunları yaptığınız zaman, bu şehir, kulübüne zaten her türlü maddi ve manevi desteği sunacaktır.

Sakaryaspor bir gönül işidir. Asgari ücretle geçinip de, işinden ve mesaisinden fedakârlık yaparak, huzur içinde takımının maçını izlemeye giden birçok taraftarımız var. Bu nedenle taraftarlarımızın gönüllerini kırmamalı ve onlara gerekli değeri vermeyi ihmal etmemeliyiz.

Kombine ve Üyeler

Kombine ve üyelik meselesine çok daha özenle durulması gerekiyor. Bu sadece bir gelir kalemi olarak görülmemeli. Aynı zamanda Sakaryaspor’umuzun omurga kısmının da bu kişiler olduğunun bilinmesi ve buna göre hareket edilmesi gerekir. Bu kişilerle senede bir-iki kez iletişime geçilerek genel gidişat hakkında paylaşımda bulunulabilir. Ama daha da önemlisi bu sayede, Sakaryaspor’umuza değer verenlere, kulüp olarak da değer verildiğinin gösterilmesidir.

Demografik ve Coğrafi Yapı

Şehrimiz birçok kültürün buluşma noktası olup, çok zengin bir demografik yapıya ve spor adına çok müsait coğrafi yapıya sahiptir. Aynı zamanda sporda özellikle de futbol ve basketbola yatkınlık anlamında; Balkanlardan, Doğu Karadeniz’den ve Kafkasya’dan gelen vatandaşlarımızın olduğu bir şehir. 1980’li yıllarda futbolda yakaladığımız başarıların en temelinde de, spora yatkınlığa sahip bu demografik yapıyı verimli kullanma başarısı yatıyordu. Bu verimlilik sayesinde spor denildiğinde hemen akla Sakarya şehri ve dolayısıyla da Sakaryaspor kimliğinden söz edilebiliyordu. Ancak, artık o kimliği kaybetmeye başladık ve adeta kendimizi inkâr eder konuma gelerek, yavaş yavaş o kimlikten uzaklaştık. Hala o kimliğin apoletleriyle varlığımızı sürdürüyoruz. Herhalde futbolcuyu tarlada yetişen bir ürün gibi düşünme hatasına düştük ki, artık eskisi gibi sporcu yetiştirme özelliğimizi kaybettik. Yani asıl meşakkatli olan, oyuncu yetiştirme süreci için gerekli olan sabra ve zorluklara tahammül göstermeyi unuttuk. Velhasıl, durup dururken oyuncu yetişmediğini artık anlamalıyız. Tekrar kriz anına dönüp ne hatalar yaptığımıza bakarak ders çıkartmalı ve tekrardan eski hüviyetimize geri dönme adına ciddi çalışmalar yapmalıyız.

Şeffaf Bir Yönetim Anlayışı

Kubilay Çelik’in kaleme aldığı “Futbolda Neden Yokuz?” kitabında yer alan bir bölümde, Avukat ve Spor Hukukçusu olan Alpay Köse’nin şu cümlesi bütün spor kulüplerimiz için çok büyük önem arz ediyor: “Artık UEFA kriterleri gereği, kulüp başkanları kulüplere para harcayamıyorlar, borç veremiyorlar. Zaten uygulamada da hiçbir kulüp başkanının cebinden para verdiğini görmüyoruz. Oluşan borç karşısında birileri yeni yönetime talip olmuyor. Bir mahalleye muhtar olurken bile standartlar istenirken, bir kulüp başkanından hiçbir standart istenmemesi kesinlikle hatalıdır. Kulüp başkanı adaylarının belli standartları olması lazım. En önemli kriter, yaptıkları işlerden sorumlu olmalarıdır. Yani kulübü zarara uğratırlarsa, zarardan sorumlu olmaları gerekir”. Yıllardır sporun içinde olan bir hukukçu gözüyle, kulüplerimizin yaşadığı en büyük sorun çok doğru bir şekilde kısaca özetlenmiş. Biz de kulüp olarak bu ifade edilen sorunlardan dolayı bir hayli sıkıntılar yaşadık ve halende yaşıyoruz. O zaman gelin hep birlikte ülke sporumuza da örnek olacak şekilde şeffaf bir yönetim anlayışına imza atalım.

Seçilecek olan yönetimimizi şimdiden tebrik ediyor ve Sakaryaspor’umuz için hayırlı olmasını diliyorum.

Saygılarımla.

İlker Yıldız
Sakaryaspor Kongre Üyesi

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz